17 Ocak 2018 Çarşamba
 

Mehmet Altan

17.8.2011

Büyük deprem ne zaman?

Bugün 17 Ağustos Depremi'nin 12'nci yıldönümü.

Dün medyayı tararken, Kandilli Rasathanesi eski Müdürü Prof. Dr. Ahmet Mete Işıkara'nın "yatıp kalkıp 'deprem geciksin' diye dua ediyorum çünkü yapacak daha işlerimiz var" dediği röportajına dalıp gittim...

Ne Ramazan'ın ertesinde kanın gövdeyi götürme ihtimalinin yükselmesi, ne Suriye'ye tampon bölge, ne de tüm dünyanın gözlerini diktiği Sarkozy-Merkel buluşması...

Çünkü dün gibi anımsadığım 17 Ağustos Depremi'ne rahmet okutacak yeni ve o felaketten daha şiddetli bir 'büyük deprem' için Işıkara tahmini bir tarih veriyordu:

"Bilim maalesef bir depremin yerini ve büyüklüğünü söyleyebiliyor ama ne zaman olacağını söyleyemiyor. Olasılık hesaplarını deprem verilerine uyarladığımızda riskin en yüksek olduğu tarih 2010 ile 2014 arasında..."

'İnsanlıktan ırak olsun' diye dua ettiğimiz böylesi bir büyük felaket her şeyi anlamsız bırakacağı gibi, öngörülmesi imkânsız kaosun da başlangıcı olabilir...

Prof. Iışıkara da depremin 'Türkiye'nin kalbi Marmara'yı vuracağını' anımsattıktan sonra şunu da ilave ediyordu:

"Anadolu'daki bir depremde Marmara, Anadolu'nun yaralarını sarar ama Marmara'nın yarasını Anadolu saramaz."

***

17 Ağustos 1999 gecesi, 03.02'de bir türlü bitmek bilmeyen 45 saniye sırasında, bize kesilen vadenin bittiğini düşünmüştüm...

Ağır bilançosuna bakarken, Türkiye'nin 'esas yüzünü' gösteren çok çarpıcı tespitlere de rastladım. Örneğin, o büyük kayıplar 'resmi' olan ve 'resmi olmayana' göre ayrılmaktaydı:

'Resmi raporlara göre, 17 bin 480 ölüm, 23 bin 781 yaralanma oldu. 505 kişi sakat kaldı. 285 bin 211 konut, 42 bin 902 işyeri hasar gördü.

Resmi olmayan bilgilere göre ise yaklaşık 50 bin ölüm, ağır-hafif 100 bine yakın yaralanma oldu. Ayrıca 133 bin 683 çöken bina ile yaklaşık 600 bin kişiyi evsiz bıraktı. Yaklaşık 16 milyon insan, depremden değişik düzeylerde etkilendi.'



YAZININ DEVAMI İÇİN TIKLAYINIZ

Diğer Yazıları

0

Diğer Yazarlar