18 Kasım 2017 Cumartesi
 

ŞİLİ DARBECİLERİYLE HESAPLAŞTI SIRA TÜRKİYE'DE

Ramazan Öztürk Yazdı

Referandumdan yüzde 58'lik bir oranla 'evet' çıkması üzerine Türkiye'de yeni bir süreç başladı.


13 Eylül sabahı itibariyle 12 Eylül Askeri Darbesi'ni yapan generaller hakkında da suç duyuruları çoğalarak devam ediyor.


Türkiye'de demokrasinin tüm kurum ve kurallarıyla yerleşmesini isteyenler, anayasayı çiğneyerek darbe yapan ve çok sayıda insanın yaşamını yitirmesine neden olan generallerin hesap vermesini istiyor haklı olarak...


Aradan 30 yıl geçmesine rağmen Türk halkının geçmişiyle yüzleşip hesaplaşmak istemesini sevindirici bir gelişme olarak kabul etmemiz gerekiyor. .


Bundan sonraki süreçte Türkiye'de demokratikleşme ve darbecilerle hesaplaşma konusunda başlayan tartışmalar daha da büyüyerek devam edecek gibi görünüyor...


Zaten olması gereken de bu...


Türkiye'de yaşananları izlerken aklıma Şili takılıyor. Çünkü Şili'deki gelişmeler ile Türkiye'deki gelişmeler birbirine çok benziyor.

Şili'de Allende cunta tarafından devrildiğinde, bir lise öğrencisiydim. Aynı zamanda Bedii Faik'in sahibi olduğu Dünya Gazetesi'nde çalışıyordum. O dönemde herkes gibi ben de olup bitenleri gazete haberlerinden takip edip anlamaya çalışıyordum.


Biz daha çok Allende'nin ABD destekli General Pinochet tarafından devrildiğine dair haberleri okuyabiliyorduk. Çünkü gazete sayfalarına yansıyan haberlerde daha çok darbe ile ilgili gelişmeler öne çıkarılıyordu. Bu nedenle Allende'nin işbaşında kaldığı süre içerisinde olup bitenler hakkında bilgimiz yoktu.


Peki, Şili'de Allende işbaşına gelirken, daha sonra da hayatına mal olan darbeyle iktidarı kaybederken Türkiye'de neler oluyordu?


Bu sorunun cevabını yıllar sonra gittiğim Şili'de Kırılma Noktası Haber Belgeselini hazırlarken öğrendiğim gerçekler doğrultusunda cevaplamaya çalışacağım.


Ecevit, 70'li yılların o kaotik ortamında meydanlarda "Halkçı Ecevit" sloganı ile halka seslenerek ülkeyi düze çıkaracağını savundu. Ecevit'in bu farklı söylemi genel seçimlerde CHP'yi birinci parti yaptı. Ancak, CHP hükümet olduktan sonra Türkiye'de yokluklar ve kuyruklar dönemi başladı...


Şili'de Allende ve Pinochet dönemini araştırırken , oradaki gelişmelerin eş zamanlı olarak Türkiye'deki gelişmelere ne kadar benzediğini fark ettim.


Birbirinden binlerce kilometre uzaklıkta iki farklı ülkede yaşanan krizlerin, meğersem ne kadar çok benzer yanları varmış onu gördüm. Sanki ikisi de bir merkezden idare edilmiş gibi... Sadece Şili'deki darbe bizden birkaç yıl önce gerçekleşti. Ama Türkiye'nin de Şili'den önce yaşadığı bir darbe daha var, 27 Mayıs...


Sonuç olarak , Şili'de ve Türkiye'de, hem darbe öncesi, hem de sonrasındaki gelişmeler birbirine çok ama çok benziyor.


Sizlere bu özeti yaptıktan sonra Şili'ye dönmek istiyorum. Allende dönemini, Pinochet'in kanlı darbesini ve sonrasını 'Kondor Operasyon'u ve 'Ölüm Kervanları'nı, darbe sonrasında akıbeti hala karanlıkta kalan kayıp insanları, işkenceden geçirilenlerin yaşadıklarını anlatmak istiyorum.


Pinhocet'in en yakınındaki generalin ağzından o dönemle ilgili gerçekleri aktarırken, Şili halkının darbecileriyle nasıl hesaplaştığını da değinmek istiyorum.


Gelin şimdi hep beraber Şili'ye gidelim:Ama önce Cunta Lideri Pinochet'in yolun sonuna nasıl geldiğini ele alarak başlayalım.

Şili'de 1988'de yapılan referandum, Pinochet'in 17 yıl süren dikta rejimi için sonunun başlangıcı oldu. Serbest seçimlere gidilmesi konusunda yapılan referandumda, sandık başına giden Şili halkı 'evet' dedi.


Referandum sonucunda demokrasi çıkınca kapatılan partiler yeniden siyaset sahnesine döndü..


Hıristiyan Demokrat Partinin adayı Patricio Aylwin devlet başkanı seçildi.


Şili, böylece tarihinde, yepyeni bir sayfa daha açıyordu. Yani bir anlamda tarih tekerrür ediyordu.


Pinoche'nin 17 yıllık dikta rejiminin yerini demokrasi alıyordu.. Seçimleri kaybetmesine rağmen Ordu komutanı olarak bir süre daha görevde kalması, darbeci generali geçmişinden kurtaramadı.


1990'da emekli olan Pinochet, rejim muhaliflerine işkence yaptırmak, kayıplar ve daha bir çok insan hakları ihlaliyle suçlandı. O dönemle ilgili soruşturmalar genişledikçe yeni toplu mezarlar ortaya çıktı. ..




Dokunulmazlık Zırhı yetmedi

Kısacası Pinochet'nin, daha iktidardayken özel bir yasayla kendisine ve arkadaşlarına sağladığı dokunulmazlık zırhı, önce İspanya'da daha sonra da tedavi için gittiği Londra'da tutuklanmasını engelleyemedi. Bir yılı aşkın süre göz hapsinde kaldıktan sonra ülkesine iade edilen Pinochet, 90 yaşında iken, Santiago'da ev hapsinde tutuldu.


Pinochet, mahkeme önüne çıkmamak için birçok yol denedi. Avukatları, çok yaşlı ve sağlığının bozuk olduğunu gerekçe göstererek yargılanamayacağını savundu. Kayıp aileleri, dikta rejiminden ağır zarar görenler ile demokrasiyi savunanlar, ülkedeki her şeyden onun sorumlu olduğunu söyleyerek yargılanması için uğraştı.


Amerika'daki bankalarda 13 milyon doları çıktı

11 Eylül 1973'ten 11 Mart 1990'a kadar Şili'yi dikta bir rejimle yöneten Augusto José Ramón Pinochet Ugarte, hakkında işleyen yargı sürecinin sonucunu göremeden 10 Aralık 2006'da 91 yaşında kalp krizi geçirerek öldü. Diktatör Pinochet, ölmeden kısa bir süre önce Amerika'daki bankalarda, 125 ayrı hesapta, 13 milyon dolarının ortaya çıkması, akıllara yeni sorular getirdi.


Kimine göre, o ülkeyi bir iç savaştan kurtarıp ekonomiyi düzelten ve Şili'nin bugünkü duruma gelmesinde emeği geçen bir devlet adamıydı.. Kimine göre ise, o bir diktatördü ve işlediği suçlardan dolayı yargılanmalıydı..




Allende ve Pinochet Dönemlerine Nasıl Gelindi


Bir tarafında Amerika'nın, diğer tarafında Sovyetler Birliğinin yer aldığı iki kutuplu dünyada, yani komünist sistemle, kapitalist sistem arasındaki çatışmanın, bazı bölgelerde sıcak, bazı bölgelerde ise soğuk savaşa dönüştüğü dönemde, Şili de ağır bedeller ödedi.


1959'da Fidel Kastro ve Che Guevara'nın Küba'da gerçekleştirdiği sosyalist devrim, zaten Amerika'yı yeterince rahatsız ediyordu.. Bir de arka bahçesindeki Latin Amerika'da Sovyet destekli sosyalist rejimlerin yerleşmesine göz yumması mümkün değildi.. İşte bu yüzden iki süper güç arasındaki soğuk savaş, ağırlıklı olarak bu bölgede bütün hızıyla devam ediyordu.


Eduardo Frei yönetimindeki Hıristiyan Demokrat Parti hükümetinin, Amerika'yla ilişkilerini geliştirirken uyguladığı politikaların ülkeyi adım adım ekonomik krize götürmesi, orta sınıf dahil, toplumun önemli bir kesimini sefaletin eşiğine getirdi... Böylesine ağır ve sıkıntılı yaşanan dönemin yansıması muhalefetin güçlenip yükselmesine neden oluyordu.


Allende, seçimle işbaşına gelen dünyadaki ilk sosyalist lider

İşte bu gelişmeler Salvador Allende'nin 1970'te yapılan seçimleri kazanmasıyla sonuçlandı. Bu, aynı zamanda Allende'ye dünyada seçimle iş başına gelen ilk sosyalist devlet başkanı unvanını da veriyordu... Sosyalist iktidarın, mutlak çoğunluğu temsil etmediğine dair muhalefetin sesi yükseldikçe, Sovyet müttefiki Fidel Kastro, Allende'nin en büyük destekçisi olarak öne çıkıyordu..


Allende, başkanlık koltuğuna oturduktan sonra verdiği sözleri yerine getirmek için önce kamulaştırma ve toprak reformuyla işe başladı.. Bu uygulama belki taraftarlarını memnun ediyordu ancak orta ve üst gelir sınıfını fazlasıyla rahatsız ediyordu. Sıra zengin maden yataklarını kamulaştırmaya gelince ortalık karıştı.


Allende, politikanın içinden gelen tecrübeli bir siyaset adamıydı ama icraatları ülke gerçeğini yansıtmıyordu.




Fidel Kastro'nun Şili'deki varlığı Amerika'yı çıldırtıyordu


Fidel Kastro'nun Şili'ye gelip uzun süre kalması, Allende ile Başkanlık Sarayı La Moneda'nın balkonundan halka ateşli konuşmalar yapması, gittikçe Amerika'nın sabrını taşırıyordu.. Allende'nin, çoğunluğu Küba ve Sovyetler Birliğinden gelmiş kişilerden oluşan silahlı özel sivil birliklere, başkanlık sarayı ve önemli kurumları koruma görevini vermesi, muhalefet ve orduyu huzursuz ediyordu.


Şili'deki bu gelişmeler aynı zamanda diğer bölgelerdeki ülkeleri ve dolayısıyla iki süper gücü yakından ilgilendiriyordu.


Amerika'nın burnunun dibinde, Küba'dan sonra Şili ve diğer komşu ülkelerde hızla yayılan Sovyet destekli sosyalist rejimler, Sovyetlerin burnunun dibinde ise, hızla çoğalan Amerika yanlısı askeri rejimler...


Amerika, Latin Amerika'daki sosyalist rejimlere karşı planladığı "Condor" yani Akbaba operasyonunu ilk olarak Şili'de yürürlüğe koydu.. Amaç, kendisine karşı tehlike gördüğü rejimleri, o ülkelerdeki muhalefet ve orduyla işbirliğine girip devirmekti... Nitekim öyle oldu...


Allende ekonomiyi kötü yönetti

Allende'nin üç yıllık iktidarında Şili, gerek yönetim yanlışlıkları, gerekse iç ve dış etkenler yüzünden bir kaosa sürüklendi. Daha önce Hıristiyan demokratların hükümeti dönemindeki kötü ekonominin, siyasette güçlendirdiği Sosyalist Allende, bu kez kendisi tarafından kötü yönetilen ekonominin yarattığı kıskacın içinde çırpınıyordu... Dünyanın bir numaralı bakır üreticisi Şili, sıkıntı içindeydi.. ülkenin en önemli gelir kaynaklarından biri olan balıkçılık bile en kötü dönemini yaşıyordu.


Topraklarının dörtte biri ormanlarla kaplı Şili'de büyük tarım arazilerinde ve çiftliklerde huzursuzluk vardı.. Toplumun sosyal dengesi bozuldukça muhalefet güçleniyordu.. Amerika'nın 1972'de uyguladığı ambargoyla gittikçe büyüyen ekonomik bunalım, Allende iktidarını yeni yatırım sermayesi bulmakta zorluyordu..


..Ve yokluk dönemi başlıyor

Şili'de artık yokluk dönemi başlamıştı.. Tahıl, sebze ve meyvenin bol yetiştiği, kısacası bir tarım ve hayvancılık ülkesi olan Şili'nin her köşesinde kuyruklar uzadıkça uzuyordu.. Halkın temel gıda maddeleri başta olmak üzere her şey karaborsaya düşmüştü..Enflasyon yüzde 1000'lere çıkmıştı.. Kadınlar hemen her gün sokaklarda ellerinde boş tencerelerle hükümeti protesto ediyorlardı.


Türkiye'deki gibi

Tıpkı 1970'lerde Ecevit'in iktidarda olduğu dönemdeki gibi. Hatırlanacağı gibi ülkede bir yokluk dönemi başlamıştı. Temel gıda ve ihtiyaç maddelerinin tamamı karaborsaya düşmüş, her gün biraz daha uzayan kuyruklar halkı bezdirmişti. Kadınlar ellerinde tencere tabak sokaklara dökülmüş solcu Ecevit'i protesto ediyordu.


Şili'deki sıkıntının boyutu genişledikçe, sanayicilerin, dükkan sahiplerinin ve tüccarların başlattığı hükümet aleyhtarı gösterileri kamyoncuların grevi takip ediyordu. Muhalefet ile Allende'yi korumakla görevli silahlı sivil güçler arasında zaman zaman çatışmalar çıkıyordu. Çünkü sermayenin başını çektiği grevler, sol kesimin, resmi daireleri, fabrikaları ve çiftlikleri ele geçirip, yöneticilerini ve sahiplerini kovmasıyla cevap buluyordu.. Böylece, devlet içinde başka bir devlet, başka bir yönetim biçimi doğuyordu.


Bu gidişatın bir askeri darbeye davetiye çıkardığının herkes gibi Allende de farkındaydı... Allende, 29 Haziran 1973'te bir tank birliğinin başlattığı darbe girişimini ucuz atlatmıştı, ama iki ay sonraki kanlı darbenin bedeli ağır oldu.. Allende tarafından ordunun başına getirilen General Pinochet, yönetime el koymak üzere harekete geçti..


11 Eylül Sabahı


11 Eylül sabahı, günün ilk ışıkları başkente yansıdığında, sokaklarda sadece tanklar vardı. Halen Santiago'nun en güzel yapıtlarından biri olan La Moneda sarayında ise, endişe dolu sessiz bir bekleyiş... Bugün, nöbet değişim törenleri halk tarafından ilgiyle izlenen askerler, o gün, tank desteğinde başkanlık sarayı La Moneda'yı ablukaya alıyorlardı.





La Moneda bombalandı

İçeride bulunan Allende balkona çıkıp gelişmeleri izlediği sırada, hava kuvvetlerine bağlı savaş uçaklarının sarayın üzerindeki alçak uçuşlarıyla karşılaştı. Pinochet'in, istifa edip teslim olması için Allende'ye tanıdığı 15 dakikalık süre daha dolmadan, La Moneda uçakların bombardımanına hedef oldu.


Pinochet'in en yakınındaki isim olan ve darbeye katılan General Garin'e göre, sarayın bombalanması aynı zamanda Allende taraftarlarına bir gözdağıydı..




Allende, Fidel'in hediye ettiği tabancayla intihar etti

Küba ve Sovyetlerin yardım çağrılarını kabul etmeyen Sosyalist Devlet Başkanı 65 yaşındaki Salvador Allende, sarayın tepesindeki Şili bayrağı bombaların etkisiyle alev alıp yere düştüğü sırada, yakın arkadaşı Fidel Kastro'nun kendisine hediye ettiği tabancayla makamında intihar etti. Böylece farklı fikirlerde olmalarına rağmen, bir zamanlar Allende'nin ve Kastro'nun yakından tanıdığı isim General Pinochet, ülke yönetimini ele geçirmiş oldu.


Amerikan destekli Pinochet dönemi başlıyorŞili tarihinde artık yeni bir sayfa açılmıştı. Salvador Allende dönemi kapanırken Amerika'nın desteğiyle yönetime el koyan Pinochet, ekonomik sistemin değiştirilmesi ve muhaliflerin tutuklanması için emirler verirken, aynı zamanda ülke genelindeki insan avını da başlatmış oluyordu..


Ölüm Kervanları yollarda

Artık Şili'nin her yerinde Ölüm Kervanları dolaşıyordu.. Peki konvoylar halinde yollara düşüp rejimin kara listesindekileri toplayan bu ölüm kervanları neydi? Kimlerden oluşuyordu?


İşte bu süreç, 17 yıl devam edecek olan cunta döneminin başlangıcı olurken, aynı zamanda diğer Latin Amerika ülkelerinde peş peşe gelen askeri darbelerin de öncüsü oldu. Tıpkı bir deprem gibi...Tutuklama kampanyaları sırasında çıkan çatışmalarda bir çok insan hayatını kaybetti. Nüfusun üçte birinin yaşadığı ve bir Avrupa şehri görünümündeki Santiago, her köşesinde korku rüzgarlarının estiği yere dönüştü.. Bir zamanlar sanatçıların hünerlerini sergilediği, cıvıl cıvıl kalabalığın dolaştığı Santiago sokaklarında, müziğin yerini silah ve çığlık sesleri, sanat gösterilerinin yerini de apar topar götürülen insanların görüntüleri aldı.


Statlar siyasi tutuklularla dolduruldu

Gözaltılar çoğaldıkça bu kez yer sıkıntısı çekiliyordu.. Bu yüzden evlerinden ya da arabalarından zorla alınarak gözleri bağlı halde getirilen erkekler, kadınlar ve üniversite öğrencilerinden oluşan binlerce kişi şehrin göbeğindeki Stadyuma dolduruldu...Hepsi de siyasi tutukluydu..

Pinochet yanlılarına göre ise, bunların çoğu Allende'nin isteğiyle oluşturulmuş silahlı sivil gücün elemanlarıydı.


Bir zamanlar futbol izleyicilerinin doldurduğu Santiago Ulusal Stadyumu'nun tribünleri, bu kez bir çoğunun sonradan hayatını kaybedeceği rejim karşıtlarıyla doluyordu..


Haftalarca süren sorgulamalar sonucunda kimi tutuklular başka hapishanelere sevk edilirken, kimileri ise gördükleri işkencelere dayanamayarak orada yaşama veda etti.


Darbeden yıllar sonra bile devam eden aşırı uçtaki eylemlere rağmen, Pinochet hükümeti ülkeyi tamamen değiştirmede başarılı oldu. Pinochet'in o dönemde yaptıkları ülkeyi son derece demokratik hale getirdi ve hükümetin bugünkü haline gelmesindeki en önemli etken de o dönemde yapılanlardı.


Allende döneminde hükümet son derece zayıf olduğu için bu aşırı gruplar 17 yıl boyunca eylemlerine devam etme gücünü ellerinde biriktirmişlerdi. Tabii ki bu dönemde ordu güçleri tarafından işlenmiş bazı amaç dışı suçlar olabilir. Gerek düşman, gerekse silahlı kuvvetlerimiz tarafından yaklaşık üç bin kişi öldürüldü. Kısacası bu müdahale ve sonraki süreç Şilililerin birbirlerini öldürmesini ve amacı aşan suçları engellemek için uygulandı.


İşkencenin merkezi: Villa Grimaldi


Şili tarihi boyunca hemen her dönemde toplum üzerinde büyük bir etkiye sahip olan Katolik Kilisesinin çabaları bile olup bitenleri engellemeye yetmiyordu..


Tutuklananların bazıları Santiago'nun kenar semtlerinden Penyelonen'de bulunan Villa Grimaldi'ye götürüldü. Şimdi bir barış parkı haline getirilen Villa Grimaldi, cunta döneminde en ağır işkencelerin yapıldığı ve binden fazla insanın hayatını kaybettiği, istihbarat servisi DİNA'nın merkezi olarak tarihteki yerini alıyor. İşkencelerden kurtulanların bir çoğu şimdi, o günlere dair yaşadıklarını ve tanıklıklarını, elde ettikleri belgelerle gelecek kuşaklara aktarmak ve kaybolan insanların akıbetinin belli olması için çaba harcıyor. Bunlardan biri de henüz 20'li yaşlarda bir üniversite öğrencisiyken tutuklanıp Villa Grimaldiye getirilen ve uzun süre hücrede kalan Rodrigo Delvillar...



Askeri rejimin iktidarı kaybettiği 1988 referandumu öncesi, kanıt bırakmamak amacıyla bütün binalarını yıktığı Villa Grimaldi'de, yakınlarını kaybedenler tarafından yaptırılan ve hatıra odası adı verilen küçük mekanda, işkence görüp hayatını kaybedenlerin ya da kaybolanların eşyaları sergileniyor.


Cam bölmeler içerisinde kiminin fotoğrafı, kiminin el yazısıyla yazdığı şiir ya da sevdiklerine gönderdiği mektup, kiminin ise, en sevdiği takısı ya da dinlediği şarkının plağı...


Hepsi insan... Ve onlardan geriye kalan birkaç hatıra, yakınlarının yüreğinde ise, bitmeyen acılar..





Yoksulluk aynen devam etti

Pinochet'nin 17 yıl süren dikta dönemi, belki ekonomideki çöküşü bir anlamda frenledi ama, siyasi çöküşü hızlandırdığı gerçeğini de unutmamak gerek...


Toplumun fakir kesimi için şimdi de olduğu gibi durum hiç değişmedi.. Yaşam yokluk ve yoksulluk içinde devam etti. Gösterilere alışık Şili sokakları bu kez yoksul halkın, kötü muamele görenlerin ve kayıp ailelerinin eylemleriyle dolup taştı..


Pinochet, içte ve dıştaki tepkilerin büyümesi üzerine 1988 de serbest seçimlerin yapılması konusunda referanduma giderken, bu kararın aynı zamanda iktidarının da sonu olacağını herhalde hesaba katmadı..


4.10.2010

DİĞER HABERLER