11 Aralık 2017 Pazartesi
 

Bu Nasıl İnsanlık? Sırf Diyalog Kurulmasın Diye Katliam Yapıldı

Ramazan Öztürk katliamı Yazdı

Dilim varmıyor başka bir şey söylemeye..Sadece, bu nasıl insanlık? diyebiliyorum.


Hakkari'de bir minibüs, taziyeden dönen köylüleri taşıyor.


İçi kadın çocuk sivil insanlarla dolu. Hepsi o bölgede doğup büyüyen o toprağın çocukları..


O minibüsün içindekilerin hiç birinin terör belasının ortaya çıkmasında bir katkısı yok. Alınan olumlu ya da olumsuz kararlarda söz sahibi değiller.


Onlar da bölgede yaşayan yüz binlerce insan gibi 30 yıldır PKK ile devlet arasında sıkışıp kalmış durumdalar..


Taraflar kendi kozlarını paylaşırken, sıradan halk sadece acı çekiyor.


Ya köyleri basılıp kurşuna diziliyor, ya evleri yakılıp göçe zorlanıyor, veya çocukları tutuklanıp hapishanelerde çürütülüyor.


Bu kıskaç arasında sıkışıp kalan gençlerin bir çoğu ise, dağa çıkıyor.


Bazıları da dün olduğu gibi hain pusularda mayına kurban gidiyor.


30 yıldır böyle devam edip gidiyor. Ve bu ülkede artık silahların susmasını, demokratik bir zeminde halkların kardeşçe yaşamasını isteyen duyarlı insanlar, tüm zorluklara ve tehditlere rağmen çaba harcıyor.


Son yıllarda benzer bir çabayı iktidar partisinde görüyoruz.


AK Parti demokrasinin gelişmesi için alışık olmadığımız bir söylemle ciddi adımlar atıyor.


Ancak, demokrasiden korkanlar boş durmuyor.


Bir yandan Türkiye'yi kaos ortamında boğmak isteyenler, güçlerini kaybetmemek için her yola başvuruyor...


Diğer yandan, barış yolunda diyalog geliştirmek isteyenler çaba harcıyor..


İşte bu çabalardan biri de Türkiye'ye gelen 'Akil İnsanlar' grubunun çeşitli kesimlerle kurdukları diyalog turlarıydı...


Tam bu zamanda Hükümet yetkilileri ile BDP'liler bir araya gelecekken, Hakkari'de mayın patlıyor.


Ne yazık ki 9 insan parçalanarak ölüyor.


Masum çocuklar, küçücük bedenlerinden parçalar kaybediyor...


Peki neden?


Sırf diyalog kurulmasın, birilerinin kan üzerinde kurduğu düzeni bozulmasın diye...


Bu nasıl insanlık?


Aslında o mayın sadece minibüstekileri hedef almadı, aynı zamanda barışı ve demokrasiyi hedef seçti, daha önce defalarca olduğu gibi..


Şimdi kamuoyunda her kafadan bir ses çıkıyor.


Farklı yorumlar yapılıyor.. Gazete manşetleri de öyle.. Ancak, öyle bir dönemde yaşıyoruz ki, kimin kiminle işbirliği içinde olduğunu anlamakta zorluk çekiyoruz.


Zıt düşmanlar gibi görünen kişi veya örgütlerin bile aynı saflarda buluştuğuna tanık oluyoruz.


Hakkari'deki katliamdan sonra jet hızıyla açıklamalar yapılıyor.


Bazı gazetelerde, olayın PKK tarafından gerçekleştirildiğine dair telefon konuşma kayıtları manşetlere taşınıyor.


PKK ise "biz yapmadık" diyor.


Daha önce benzer bir çok olaya tanık olduk. Hakkari'deki katliamın kim tarafından yapıldığını bilmiyoruz ama kafalarımız bir hayli karışık...


Dinlemeye takılan 'çantaları bıraktık' telefon konuşması gerçek de olabilir, hedefi şaşırtma amaçlı da olabilir.


Bu aşamada kesin bir şey söylemek mümkün değil. Çünkü Türkiye'de demokrasi isteyenler ile gücünü şiddet ve antidemokratik yapıdan alanlar arasında 'kuralsız' savaş devam ediyor.


Bu süreç, bilgi dezenformasyonuna çok müsait...


Sonuç olarak Hakkari Katliamı'nı kim yapmış olursa olsun, bizim düşüncemizi değiştirmiyor.


Ancak, bir gerçek var ki, yapılan, insanlık suçudur. Savunulur hiçbir yanı yoktur.


Olay, eninde sonunda aydınlatılacaktır. Bu vahşeti gerçekleştirenler ile perde arkasında oyunu yönetenler, insanlık vicdanında sonsuza dek mahkum kalacaktır.

17.9.2010

DİĞER HABERLER