25 Eylül 2017 Pazartesi
 

UKRAYNA DAHA ÖNCE DE KITLIK YAŞAMIŞTI

Ramazan Öztürk Yazdı..

Dünyanın en önemli tahıl ambarlarından sayılan Ukrayna, kuraklık yüzünden hububat ihracatını kısıtlama aşamasına geldi

Son yılların en büyük kuraklığını yaşayan Ukrayna, dünyada tahıl ihracatçısı ülkeler arasında ön sırada yeralıyor.


Ukrayna, Sovyetler Birliği döneminde de yine bir tahıl ambarıydı ve birlik içinde ayrı bir yere sahipti.




Ukrayna, aynı zamanda tarihinde çok ağır bedeller ödemiş bir ülke. Sadece 2'nci Dünya Savaşı'nda yaklaşık 7 milyon insanını kaybetti.


Stalin döneminde bütün üretimine el konduğu için 1932-33 yılları arasında milyonlarca insanı açlıktan öldü. Ukraynalılar bu kara dönemi hala "açlık soykırımı" olarak anıyor.


1986'da ise, Çernobil kazası diye tarihe geçen yüzyılın en büyük nükleer felaketini yaşadı.


Şimdi gelin hep birlikte biraz gerilere gidelim. 'Açlık Soykırımı'nın sebeplerini, Stalin Dönemini , 2'nci Dünya Savaşını ve Sovyetler Birliği dağıldıktan sonra bağımsız olan Ukrayna'da siyasi istikrarın neden sağlanamadığını, kısacası bu ülkenin doğu ile batı arasındaki önemine bir göz atalım.


Stalin Döneminde Milyonlarca İnsan Açlıktan Öldü


Ukrayna, Sovyetler Birliği'nin tahıl ambarı olmasına rağmen, milyonlarca insanını açlık nedeniyle kaybetti. Stalin işbaşına geldikten sonra Ukrayna'nın bütün tahıl üretimine el koydu. İnsanların tarlalarında ürettiği her çeşit tahıl doğrudan Sovyetler Birliği'ne gitti. Hiç kimsenin alın teriyle ürettiği buğday ya da arpadan ailesinin karnını doyuracak kadar pay alması mümkün değildi. Bu kurala uymayanlar herkes tarafından bilinen Stalin'in o acımasız yöntemleriyle cezalandırılıyordu.


Böylece 1932-33 yılları arasında yaşanan ve "açlık soykırımı" olarak tarihe geçen felakette milyonlarca insan açlıktan öldü. Sonraki yıllarda yapılan nüfus sayımında korkunç gerçek ortaya çıktı. Birlik ülkeleri arasında 31 milyon nüfusa sahip Ukrayna, büyüyeceği yerde küçülmüştü. Çünkü, Stalin'in acımasız uygulaması sonucu kıtlık yaşayan ülkenin nüfusu 28 milyona düşmüştü. Yani 3 milyon insan açlık sonucu hayatını kaybetmişti. Sovyet yönetimi, bir çok konuda olduğu gibi bu acı gerçeği de yıllarca gizli tuttu.


Doğu Avrupa'yı kasıp kavuran 2'nci Dünya Savaşı ise, Ukrayna'ya yaklaşık 7 milyon insan kaybettirdi. Naziler 2 milyon 300 bin Ukraynalıyı Almanya'daki çalışma kamplarına gönderdi.



Ülkede büyük küçük 700'den fazla yerleşim yeri yakılıp yıkılarak haritadan silindi.. 10 milyon kişi evsiz kaldı. Binlerce sanayi işletmesi yok oldu.


Savaştan sonra kendini zor toparlayan Ukrayna, yeniden Sovyetler Birliğ'nin güçlü üyelerinden biri haline geldi. Tahıl ambarı olma özelliğinin yanı sıra Sovyetlerin en önemli Askeri tesisleri, silah fabrikaları ve nükleer santralleri buradaydı.


Bu Defa Çernobil Felaketiyle Sarsıldı


Felaketler Ukrayna'nın peşini bırakmadı. Tarih 1986'yı gösterdiğinde bu kez başka bir felaketle sarsıldı. 26 Nisan'da Çernobil'de meydana gelen yüzyılın nükleer felaketinde, yüz binlerce insan radyasyondan etkilendi.




Gece saat 01:23'te Çernobil Nükleer Tesisi'ndeki 4. reaktörde yoğun bir buhar patlamasıyla meydana gelen kaza sırasında dışarıya sızan radyoaktif maddeler, sadece Ukrayna'yı değil, Sovyetler Birliği'nin batısını, Batı ve Kuzey Avrupa ile Amerika'nın doğusunu bile etkiledi.Beyaz Rusya ve Ukrayna'da, 336 binden fazla kişi yaşadığı yerleri terk etmek zorunda kaldı.




Sovyetler Birliği Gerçeği Yine Sakladı


Sovyetler Birliği'nin sonuçları saklaması nedeniyle gerçeğin tam olarak ne olduğu hala bilinmiyor. Doktorların felaketten sonraki ölümlerin radyasyona bağlı olduğunu belirtmeleri yasaklandığı için sonraki yıllarda kanser vakalarının ne kadar arttığı da bilinmeyenler arasında... En düşündürücü olanı da Çernobil'e 80 kilometre uzaklıkta, 2 buçuk milyon insanın yaşadığı başkent Kiev'in bile 3 gün boyunca nükleer kazadan haberdar edilmemesiydi...






Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı ve Dünya Sağlık Örgütü'nün hazırladığı raporlarda, yüksek düzeyde radyasyondan etkilenen kişi sayısı 6 milyon 600 bin olarak belirtiliyor.


Nükleer felaketin en ağır bedelini de ne yazık ki çocuklar ödüyor. Ukrayna ve beyaz Rusya'dan dünyanın çeşitli ülkelerine gönderilen Çernobil kurbanı çocuklar yıllardır tedavi görüyor. Bu ülkelerden biri de Küba...


Küba, başkent Havana'da kurduğu Rehabilitasyon merkezinde Çernobil çocuklarını tedavi ediyor. 17 yıl önce faaliyete geçen bu merkezde şimdiye kadar tedavi gören çocuk sayısı 18 bin...


Çernobil'de yıllardır hayat durmuş. Tehlikeli ilan edilen bölgenin giriş çıkışları kontrol altında. Çernobil'e 30 kilometre kala güvenlik duvarı başlıyor. Giriş kapısında güvenlik görevlileri 24 saat nöbet tutuyor. Daha önce orada yaşayan insanların ancak özel günlerde sınırlı bir zaman için belli bir yere kadar gitmelerine izin veriliyor. Mesela her yıl Paskalya'dan sonraki ilk Pazar yakınlarının mezarını ziyaret etmek isteyenler özel izinle içeri giriyor. Ziyaretçiler hem girişte hem de çıkışta araçları dahil sıkı bir kontrolden geçiriliyor.


Çernobil'in etrafında bulunan köylerde ise hayat devam ediyor. Evleri yasak bölge içinde kaldığı için göç edenlerin bir kısmı bu köylere yerleştirilmiş. Buralarda yaşayan yaşlı insanlar Çernobil'i anlattıklarında hala gözyaşlarını tutamıyor.







Siyasi istikrar sağlanamadı

Ukrayna, Sovyetler Birliği'nin dağılmasıyla bağımsızlığını kazandı ama siyasi istikrarı bir türlü yakalayamadı.


Turuncu Devrim'in lideri olarak cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturan Viktor Yuşenko ile başbakan Yanukoviç arasındaki sürtüşme krizlere neden oldu.


2004'te cumhurbaşkanlığı için yapılan ikinci tur seçimini kaybeden ama 2006'daki genel seçimlerde başbakanlık koltuğuna oturan Yanukoviç ile cumhurbaşkanı arasındaki siyasi çekişme, aslında Rusya ile Batı arasındaki çatışmanın bir yansımasıydı... Bu gerçeği Ukrayna'nın entelektüel kesimi de kabul ediyor. O halde ortaya çıkan sonuç şöyle açıklanabilir:


Aslında iki süper güç arasındaki soğuk savaş, Sovyet Bloğunun dağılmasıyla bitmemiş. Her ne kadar bugün "soğuk savaş" diye adlandırılmasa da günümüzde, Rusya ile Amerika ve Batı arasında, ekonomiden siyasete, kıyasıya bir yarış devam ediyor. Rusya, birliğin dağılması sonucu Doğu Avrupa'daki ülkeler üzerinde kaybettiği gücünü en azından bir zamanlar kendi toprağı saydığı ülkelerde kaybetmek istemiyor.




Bir zamanlar Sovyetler Birliği'nin üretim merkezi olan Ukrayna'da bugün birçok batılı şirket yatırım yapmış ve bu yatırımlarını üretime geçirmek için ülke siyasetindeki istikrarın sağlanmasını, daha doğrusu batı yanlısı siyasetin gücünü toparlamasını bekliyor. Rusya ise, sınır komşusu bu ülkeden kolay kolay vazgeçmek istemiyor. Çünkü birçok yatırımının yanı sıra doğal gaz ve petrol boru hatları da Ukrayna üzerinden Avrupa'ya ulaşıyor.


Rusya aynı zamanda Ukrayna'nın NATO ve Avrupa Birliği'ne üye olması için yaptığı girişimlere de sıcak bakmıyor. Hatta Rusya'nın 2006'nın Ocak ayında Ukrayna'ya verdiği doğal gazı kesmesinin, her ne kadar fiyat anlaşmazlığı yüzünden olduğu bilinse de, temelinde dönemin Cumhurbaşkanı Yuşenko ile Rus yönetimi arasındaki çekişmenin yattığı görüşü ağır basıyor.


Sonuç olarak 2010 Şubatı'nda yapılan cumhurbaşkanlığı seçimini Rusya Yanlısı Bölgeler Partisi Lideri Viktor Yanukovuç'in kazanması, Rusya'nın Ukrayna üzerindeki etkisinin ne olduğunu doğruluyor.


31.8.2010

DİĞER HABERLER